|
DİJİTAL BÖLÜNME VE TÜRKİYE
“Yeni Ekososyal Sistem’in
yaratıcı yıkım tehlikesi bazı toplumlar, kurumlar ve hatta
ülkeler için yenik ayrılınan bir savaştan daha kötü sonuçlar
doğuracaktır. . .”
Eski ekonomi sisteminden YES’e geçilerek katedilen büyük aşama
ve gelinen uç teknolojik nokta bugün tüm topululuklar ve
topluluklar içinde yaşayan tüm kitleler için geçerli değildir.
Sınırları kaldıran, iletişim alanında uzaklık kavramını tamamen
yokeden bu sistemi incelerken tüm dünyada yaşayan insanların
yarısının henüz bir telefon görüşmesi bile yapmadığını belirtmek
madalyonun diğer yüzünü de ortaya çıkarmaktadır. Bugün tüm dünya
üzerinde bulunan toplumlar, toplumların kitleler ve ticaret
yapan şirketler arasında teknolojiyi kullanma, iletişim
kanallarına erişme ve bilgiye ulaşma anlamında ciddi farklılılar
bulunmaktadır. Bu farklılıkların büyümesi, toplumların,
bölgelerin ve iş dünyasının ve büyümesine engel olmaya başlayan
Dijital Bölünme sorununun genel bir tanımı “Dünya üzerinde
bulunan toplumların ve şirketlerin ulusal ve uluslararası alanda
bilgiye erişim , iletişim kurma , teknolojiyi kullanma ve
ticaret yapma fırsatları, istekleri ve kabiliyetleri açısından
aralarında oluşan fark neticesinde ortaya çıkan iki kutuplu
ulusal ve uluslararası düzensizliğe verilen addır.” şeklinde
yapılabilir. Bu yazımda dijital bölünme kavramını incelerken
etkili olduğu iki alan üzerinde durmanın yararlı olacağını
düşünüyorum. Bunlardan ilki toplum içerisindeki farklı kitleler
arasında oluşan ve ikincisi ise uluslararası alanda farklı
ülkeler arasında oluşan dijital bölünmedir. Bu iki alanda oluşan
dijital bölünme kavramı incelenirken dijital bölünmenin
belirtileri , oluşma sebebleri , sakıncaları ve ortadan
kaldırılması için uygulanan ve uygulanması gereken politikalar
üzerinde durulması gerekmektedir. Dijital Bölünmenin sebeb
olduğu faktörlere baktığımızda bu faktörlerin etkilerini
minimize ederek dijital bölünmenin oratadan kalkmasını sağlamak
amacıyla uygulanması gereken politika ve alınması gereken
aksiyonların beş ana başlıkta toplanabildiğini görmekteyiz. Bu
politikalar sırasıyla, iletişim altyapısının geliştirilmesi ,
tüm bireyler ve kurumların penetrasyonunu arttırıcı
uygulamaların oluşturulması , eğitim olanaklarının ülkenin her
bölümüne eşit olarak dağıtılması , küçük işletmelerin
desteklenerek teknolojiyi kullanmalarının sağlanması ve devletin
bireyler ve kurumlar tarafından üretilen projelere finansman
desteği vererek projelerin hayata geçirilmesinin sağlanmasıdır.
Teknolojik altyapının bölgeler arasında eşit olmayan dağılımı ,
tam olarak oluşturulmaması ya da diğer bölgelere göre yetersiz
kalması sonucunda o bölgelerde yaşayan halkın teknolojiyi
kullanma ve hayatının bir parçası haline getirme çabaları hangi
boyutta olursa olsun, dijital bölünme’nin yaşanması kaçınılmaz
olmaktadır. Bu çerçevede, dijital bölünmenin önüne geçilmesinde
atılacak ilk ve en önemli adım teknolojik altyapının ülkenin her
bölgesinde yeterli ve etkili bir şeklide oluşturulmuş olmasıdır.
Altyapı yeterliliği her bölgede yaşayan miktarda ve maliyetlerde
teknolojiyi kullanma şansını oluşturmaktadır. Teknolojik
altyapının eşit bir şekilde oluşturulması sonucu her birey için
yakalanan fırsatların , iletişim hizmetlerinin, özelleştirilme
sonucu doğan rekabet daha düşük fiyatlarla tüketiciye
ulaştırılması ile pekiştirilmesi farklı gelir grubuna mensup
bireylerin kolayca teknolojiyi kullanmalarını ve dijital
bölünme’yi minimize edecek etkilere sahip olacaktır. Dijital
bölünme’nin ortadan kaldırılması için gerekli olan önkoşulu ya
da diğer bir deyişle teknolojik altyapınınoluşumunu
tamamladıktan sonra atılacak ikinci adım toplum içerisindeki tüm
kesimlerin teknolojik iletişim ürünlerine kolayca ulaşmalarını
sağlamaktır. Tüm okullarda ve halka açık olan birçok yerde
iletişim araçlarının rahatlıkla kullanabileceği ortamlar
oluşturulması gerekmektedir. Özellikle okullarda kurumlarda
teknolojik iletişim araçlarının günlük hayatta yoğun yer
tutuması sağlanmalı , günlük işlerinde bu teknolojik araçların
kullanımı ile tamamlanması sağlanmalıdır. Tüm yapılan çabaların
sonuca varması için uygulanması gereken bir diğer ve çok önemli
“Ulusal Eğitim” politikasıdır. Ulusal eğitim politikasının
uygulanması ülkenin tüm bölgelerindeki bireylere teknolojik
altyapı sağlandıktan uygulaması gereken bir diğer politika da bu
şirketlerin e-dönüşüm sürecini başarı ile tamamlamalarına kadar
ücretsiz ve tam zamanlı danışmanlık hizmetlerinin sağlanmasıdır.
Aşağıda yer alan grafikte ulusal bazda dijital bölünmenin ortaya
çıkışının temel nedenleri ve ortadan kaldırılması için
uygulanması gereken politikalar ve alınması gereken aksiyonlar
yer almaktadır.

Dijital Bölünme sorunu ülkemizde de
oldukça ciddi bir şekilde ortaya çıkmaktadır. Yukarıda yer
alan grafikteki tüm temel sebebler oldukça yoğun bir şekilde
ülkemizin içerisindeki farklı bölgelerde yer almaktadır.
Teknolojik altyapının eşit olmayan dağılımı hatta bazı
bölgelerimizde henüz gelişim sürecine bile girememiş olması,
ülkemizdeki farklı bölgelerde hatta her bölgenin kendi
içerisinde ciddi eğitim düzeyi farklılıklarının bulunması,
yine aynı şekilde ciddi refah düzeyi farklılıklarının ortaya
çıkışı ve bölgeden bölgeye değişen teknoloji kullanım ve
erişim maliyet farklılıkları ülkemizde dijital bölünmenin ne
kadar ciddi bir problem oluşturmaya başladığının göstergesi
olmaktadır. World Economic Forum,Oxford University Press ve
INSEAD tarafından yayımlanan “The Global Information
Technology Report 2002-2003” adlı yayında dijital bölünmenin
indikatörleri olan çeşitli faktörler ile ilgili ülkeler
arasında bir karşılaştırma yapılmaktadır. Rapor içerisinde
ülkeler bireysel, şirketsel ve devletsel olmak üzere bilgi
teknolojileri konusunda kullanmaya hazır olma ve kullanma
oranları çerçevesinde karşılaştırılmaktadırlar. Raporda
karşılaştırılması ve sıralaması yapılan 82 adet ülke
içerisinde hem gelişmiş hemde gelişmekte olan ülkeler yer
almaktadır. Kısa olarak Türkiye’nin bu 82 ülke içerisindeki
durumuna bakmak ülkemizin özellikle uluslararası alanda ne
durumda olduğunu görmek açısından yararlı olacaktır.
Bildiğiniz gibi dijital bölünmenin ortadan kalkması, Yeni
Ekososyal Sistem’e (YES) geçiş sürecinin başlaması ve
tamamlanmasında girişimcilerin projelerinin hayata
geçirilmesi açısından önem arzeden konulardan biri de “Risk
Sermayesi” şirketleridir. Bu şirketlerin ülke içerisinde
faaliyet göstermeleri ve aktif olarak çalışmaları önem
arzetmektedir. Raporda Türkiye “Risk Sermayesi Mevcudiyeti”
kriterinde 82 ülke içerisinde 81. sıradadır. Birüst sıradaki
ülke Honduras ve 82.sıradaki yani son sıradaki ülke ise
Ekvador’dur. Bilim adamlarının mevcudiyeti sıralamasında ise
Türkiye 52.sırada yer almaktadır. Eğitim üzerine kamu
harcamaları sıralamasında ise Türkiye inanılmaz bir şekilde
82 ülke içerisinde 78. sırada yer almaktadır. Bu sıralamaya
baktığımızda Türkiye’nin neden henüz YES’e geçiş sürecini
tamamlayamamış ve bilgi toplumu olmaktan çok uzakta
olmasının, dijital bölünme sorununu ciddi bir şekilde
yaşamasının nedenini bulmakta çok zorlanmamaktayız. Bu
kategoride Türkiye’nin üstünde yer alan ülkelerden bazıları
Vietnam, Bangladeş, Peru, Filipinler ve Ekvador’dur. Raporu
incelemeye devam ettiğimizde genel altyapı kalitesi
sıralamasında Türkiye’nin 51.sırada olduğu görülmektedir. Bu
kategoride Türkiye birçok 3.dünya ülkesi tabir edilen
ülkenin gerisinde kalmıştır. Erişkinler içerisinde okuma
yazma bilmeme oranında ise Türkiye 66.sırada yer almaktadır.
Matematik ve Fen Bilimleri eğitimi kalite ölçümlerinde
Türkiye 47.sırada yer almaktadır. Son olarak, hane başına
toplam aylık bilgi teknolojileri ürünleri için yapılan
harcama sıralamasında Türkiye 73.sırada yer almaktadır.
Yukarıda yer alan rakamlara bakıldığında Türkiye’nin önünde
alması gereken yol miktarının oldukça fazla olduğu ve bu
yolu alırken geride olması sebebi ile diğer ülkelere oranla
çok daha hızlı hareket etmesi gerektiği açıkça
görülmektedir. Son olarak, Ulusal Eğitim politikası prensibi
ile bilgiyi, teknolojik altyapıyı ve teknoloji kullanım
alışkanlığını tüm bölgelerde eşit ağırlıklı olarak yayamayan
ülkeler hem ulusal hemde uluslararası bazda dijital bölünme
sorunu ile karşı karşıya kalacaklarının kuşku götürmez bir
tespit olarak karşımıza çıktığını söyleyebiliriz.
To send your comments and / or questions for this article please
fill out the form.
Back to articles section... |